4 Kasım 2010 Perşembe

İzmir'in Antik Kentleri

İzmir'in Antik Kentleri
İzmir'in Antik Kentleri:
İzmirin tarihi antik yerlerini keşfetmeye nedersiniz?

İzmir'in Antik Kentleri

BAYRAKLI - TEPEKULE (ESKİ İZMİR)

Smyrna'nın (İzmir) ilk kurulduğu bölgedir. İzmir Körfezi'nin kuzeydoğusunda yeralır. Kral Tantolos'un mezar kalıntılarının da bulunduğu Tepekule'de kazı çalışmaları halen devam etmektedir. İÖ. 3000'den itibaren sürekli yerleşim alanı olarak varlığını sürdürmüştür. Truva-Yortan ve Hitit uygarlıklarına ait buluntular vardır. İÖ. 7.yy'a ait megaron tipi evler ile Tantalos'un mezarı önemli arkeolojik kalıntılardır.

 


YEDİ UYUYANLAR

M.S. 5 ve 6. YY'lar dönemlerinde yapıldığı sanılan Yedi Uyuyanlar Kilisesi'nin bulunduğu ören yeri dini bir merkez kimliğindedir. Bugünkü kazılarda ortaya çıkarılan abidevi yapının 4 katı görülebilmekte ve 7 kat olduğu tahmin edilmektedir. Zeminde bulunan dehlizlerin din eğitimi için kullanıldığı ve buranın bir manastır olduğu izlenimi vermektedir.

Söylentilere göre Hrıstiyanlığın din olarak kabulünden önce putperestlerden kaçarak buraya sığınan 7 genç uykuya dalar ve 200 yıl sonra uyanırlar. Uyandıklarında Hrıstiyanlık artık kabul edilen ve bilinen bir din olmuştur. 7 gencin öldükten sonra tekrar buraya gömüldüğü ve adlarına büyük bir yapı inşa edildiği sanılmaktadır.

 


TEOS

İzmir'in Seferihisar İlçesi'ne 5 kilometre uzaklıktaki Sığacık Köyü'nün bir kilometre güneyinde deniz kenarında bulunan Teos'un M.Ö. 1000 yıllarında İon kolonisi olarak kurulmuştur. Kurucusu Dioysos'un oğlu Athames olarak bilinir.  Teos önce Pers yönetiminde kalmış, sonra Lidyalıların, ardından yine Pers yönetimine geçmiştir. İonlarla birlikte Teos bağımsızlığını kazanmış ve mimari alan ile ticarette önemli bir yer haline gelmiştir. Kentinin en önemlileri olan Teos'te Hellenistik ve Roma dönemi kalıntıları bulunmaktadır. Ziyarete açık olan Teos'ta en önemli antik eser olarak bilinen, antik dünyanın en büyük Dionysos Tapınağıdır. Diğer önemli kalıntılar ise Agora, tiyatro, odeon, surlar ve liman kalıntılarıdır.  

Tarihi ve doğal çevre zenginliği Teos'un değerini artırmaktadır. Teos'a giderken içinden geçeceğiniz Sığacık'ta bulunan 16.yy'da Osmanlı Kalesi'ni de görebilirsiniz. Ayrıca doğal bir liman görünümündeki Sığacık Körfezi'nde günbatımının enfes güzelliğini yaşayabilirsiniz. 


KOLOHPHON (MENDERES - DEĞİRMENDERE)

Adını, Kolophon Dağı'ndan alan Değirmendere'nin doğusundaki kent, deniz kenarında kurulmayan tek İon kentidir. Limanı Notion ve tapınak kenti Claros ile güçlü bir birlik oluşturmuştur. Lidya, Pers, Seleckos ve Bergama dönemlerini yaşamış kentte çok az kalıntı bulunmaktadır. Kent, büyük İon göçleri sırasında Girit ve Miken etkisinde kalmıştır. 1886 yılında bulunan kent kalıntıları alanında, ilk kazı çalışması 1922'de yapılmıştır. Aşağı şehir; güney tarafta bulunan Akropol kenarında uzanmakta ve M.Ö. 4.YY'da yapılmış olan duvarlarla korunmaktadır. İlk kent Akropol'ün bulunduğu 800 metre yüksekliğindeki tepenin güneybatısında yer alır. Akropol'ün kuzey yamacında, eski binaların izleri görünür. Bunlardan en iyi şekilde günümüze ulaşanı M.Ö. 4. YY'a tarihlenen Stoa'dır. Daha batıda ise hamamların yeraldığı kalıntılar vardır.   

 


KYME (NEMRUT) - ALİAĞA

Aliağa'nın kuzeyinde Çıfıtkale mevkiinde bulunan Kyme (Nemrut), Aiol kentleri arasında en büyüğüdür. Hellenistik dönemde güçlü bir liman ve ticaret kenti, Hıristiyanlık döneminde ise piskopos merkezi olmuştur. Kazı çalışmaları halen devam etmektedir. Kyme ve Myrina'daki kazılarda elde edilen bazı eserler İstanbul Arkeoloji Müzesi ile Fransa'daki Louvre Müzesi'nde sergilenmektedir.


PANAZTEPE

Menemen'in Kesik Köyü'ndedir. İ.Ö. 2000'lere ait mezar kalıntıları ve Miken uygarlığına ait kent kalıntıları, Arkaik ve hellen dönemine ait yapı kalıntıları ile Roma ve İslami döneme ait mezarlıklar bulunmaktadır. 12 İon kentinden biridir. 


HİTİT KABARTMALARI (KEMALPAŞA)

Kemalpaşa'nın Karabel Geçidi'ndedir. Torbalı yolu üzerinde (8km) bir Hitit askeri kabartması olan Luwi savaşçı kabartması bulunmaktadır. Arkeolojik değeri yüksek olan bu kabartma, Ege Bölgesi'nde Hititlerden kalma tek örnek olarak bilinmektedir.


AGORA

İzmir'in Namazgah - Tilkilik mevkiindeki Roma dönemine ait devlet agorasının büyük bir bölümü ortaya çıkarılmıştır. 1927 yılında başlayan kazılar sırasında ortaya çıkarılan Poseidon, Demeter ve Artemis heykelleri İzmir Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. İzmir şehrinin M.S. 178 yılında yaşadığı büyük depremde zarar gören Agora, İmparator Marküs Averlius'un yardımlarıyla yeniden inşa edilmiştir.  


MERYEM ANA EVİ

Hristiyanlığın kutsal anası Meryem Ana'nın Evi, Bülbül Dağı üzerinde bulunmaktadır. 1891 yılında yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Hristiyanlar tarafından "Panaya Kapulu" olarak da adlandırılan kutsal yerin MS. 4. YY'da inşa edildiği tahmin edilmektedir. Meryem Ana'nın Mezarı da Panayır Dağı'nın kuzeydoğu eteğindedir. Yıllar boyu her 15 Ağustos'da Meryem Ana Evi'nin bulunduğu Panaya Kapulu'da dinsel törenler düzenlenmiştir. 1957 yılında Papalık da burasının Meryem Ana'nın Evi olduğunu onaylamış ve Hristiyanlık için "Hac Yeri" ilan etmiştir.

Hz. İsa, çarmıha gerilişinden kısa bir süre önce annesini, arkadaşı ve havarisi olan St. Jean'a teslim etmiştir. St. Jean da, Hz. İsa'nın çarmıha gerilişinden sonra Meryem Ana'nın Kudüs'te kalışını sakıncalı bularak, onu yanına alıp kaçırmış ve Bülbül Dağı'na getirmiştir. Kutsal bakire, ST. Jean tarafından gizlendiği Bülbül Dağı'nda 101 yaşına kadar yaşamını sürdürmüştür. Hrıstiyanlığın kabulünden sonra Bülbül Dağı'nda 'Hac' şeklinde bir kilise inşa edilmiştir. St. Jean Efes'te yaşamış ve söylentiye göre İncil'i burada yazmış ve burada ölmüştür.  


KLAZOMENAİ - (LİMANTEPE)- URLA

İzmir'in 38 kilometre batısındaki Urla ilçesinde bulunan Klazommenai de bir İon kentidir. Yerleşim tarihi İ.Ö. 4000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Kenti karadan çeviren surları iyi korunan Klazomenai (Limantepe) de bir İon kentidir. İ.Ö. 2000'lerde önemli bir seramik merkezi konumundadır. Eşit parsellerden oluşan Hippodamik plana göre kurulmuştur. Dünyanın en eski limanlarından biri olarak bilinir. Kazı çalışmaları halen süren antik kent ziyarete açıktır. Urla'da ayrıca Osmanlı dönemine ait çok sayıda tarihi cami ve çeşme de vardır. İlçe bozulmamış evleri ile adeta doğal bir müze görünümündedir. 


NOTİON (MENDERES - AHMETBEYLİ)

Kolophon'un liman kenti olan Notion, Claros'a 2 kilometre uzaklıktadır. Kalıntıları günümüze sağlam olarak ulaşmamasına rağmen Hellenistik döneme ait 4 kilometreye yaklaşan kent duvarları dikkate değer noktalarıdır. Kolophon ve Claros'a yakın olması, Sisam Adası, Kuşadası ve Efes'e hakim manzarası ile gezilmeye değerdir. Ahmetbeyli'nin güneyinde bulunan Notion'da Athena Tapınağı, Bouleterion, surlar ve tiyatro bulunmaktadır.  


AİGAİ

Aliağa'nın Hacıömerli Köyü Nemrut Dağı (Gündağı) üzerinde bulunan bir Aiol kentidir. Bergamalıların kurduğu bir kent iken, MS. 17 yılında meydana gelen depremde yıkılmış, Roma İmparatoru Tiberius tarafından yeniden kurulmuştur. Hellenistik dönemde Bergama Krallığı'nın önemli bir kenti haline gelmiştir. Kazı yapılmamıştır. Doğal koşulları yüzünden kazı yapılması oldukça zor bir yerleşim birimidir.  


GRYNEİA

Aliağa'nın güneyinde Çıfıtkale mevkiindedir. Myrina'nın kuzeyinde ve deniz kıyısında 12 İon kentinden biridir. Henüz kazı yapılmamıştır.


ALLİANOİ

Allianoi Sağlık Merkezi, Hellenistik Çağ sonrasında sıcak su nedeniyle Bergama'nın 18 km kuzeydoğusu'nda kurulmuştur. Yortanlı Barajı yatağında bulunan antik merkezde sürdürülen kazı çalışmaları ile arkeolojik eserler kurtarılmaya çalışılmaktadır. 
Ege Havzası'ndaki sayılı sağlık merkezlerinden biri olarak kabul edilen  Allianoi de hydroterapi yapıldığı düşünülüyor. 
İ.Ö. 2.yy'da küçük bir sağlık merkezi, belki de bir kült olarak kullanılan Allianoi, İ.S. 2. yy'da Roma İmparatoru Hadrianus ile birlikte görkemli bir yerleşim ve sağlık merkezi haline gelmiştir.   İ.S. 11. yy'a kadar aralıksız olarak kullanılmıştır. 
Burada Roma köprüsü ve hamamı halen ayaktadır. Bugün yapılmakta olan kazılarda, bölgeden geçmekte olan asfalt yolun 8 metre altından 1800 yıllık güzellik uykusundan  uyandırılan Venüs (Nymphe) heykeli çıkarılmıştır. 
Kazılarda ayrıca Geç Antik Çağ mutfağını yansıtan maşrapa, tartılar, tencere ve tava, ağırlık birimleri, Antik Grek ve Roma dünyasında hekimliğin ve tıp biliminin Sağlık Tanrısı Asklepios büstü, Roma Hamamı'nın mozaikleri, vazolar, bir alt geçit, ve antik merkezin bir bölümü günyüzüne çıkarılmıştır. 
İzmir ve çevresinde bunların dışında daha başka antik yerleşim yerleri de vardır. Henüz kazı yapılmayan bu yerler Bergama Kozak Yaylası'ndaki Perpene, Dikile'deki Atterneus, Gümüldür Ürkmez'deki Lebedos ve Ödemiş yakınlarındaki Hypaia'dır.


KADİFEKALE

Tepekule'deki eski İzmir (Smyrna) dışında, kentin Pagos'ta (Kadife Dağı) yeniden kurulduğu alandır. İÖ. 4. YY'da kurulan kentten bugüne değin varlıklarını sürdüren Hellen, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait kalıntılar görülmeye değer arkeolojik   öneme sahip eserlerdir. İzmir'in ve körfezin kuşbaşı seyir noktası olan Kadifekale, şehrin güneyinde 186 metre yükseklikteki bir tepe üzerindedir. Eski adı Pagos olan Kadifekale'de yaşayan Amazon kadınlarının, dağın eteklerinden Meles Çayı kıyalarına indikleri, hakimiyetlerini uzun yıllar sürdürdükleri rivayet edilmektedir.Büyük İskender'in generallerinden Lysmachos tarafından yaptırılan kalede halen bu döneme ait kalıntılara rastlanmakta, Bizans dönemine ait sarnıçlar bulunmaktadır.


İSA BEY CAMİİ

Selçuklu dönemi yapılarından İsa Bey Camii 1375 yılında inşa edilmiştir. Mimarı Dimaaşklıoğlu Ali'dir. Beylikler dönemi ile Osmanlı mimarisine geçiş aşamasının en tipik örneklerinden biridir. Sunaklı bir avlusu bulunan caminin mermer levhalarla kaplı batı cephesi, zengin bir dekorasyon örneğidir. Sanat tarihçilerinin önem verdikleri İsa Bey Camii, içerisinde yer aldığı zengin tarihi ve arkeolojik eserler arasında kendisine özgü mimarisi ile bir yer edinmek amacıyla St. Jean Kilisesi'nden tek bir taş dahi alınmadan inşa edilmiştir ve neredeyse bu kilise ile boy ölçüşebilecek konumdadır. Ayrıca Türk mimarisinde ilk defa, 'ikinci cemaat yerine' sahip olmasıyla ayrı bir önem taşır.


METROPOLİS (TORBALI)

Torbalı'nın Yeniköy ve Özbey köyleri arasında, ovaya hakim bir tepede kuruludur. Ephesos (Selçuk), Smyrna (İzmir), Kolophon (Değirmendere) ve Notion (Ahmetbeyli) antik kentleri arasında kalan bu bölgede ilk kentsel yerleşimin M.Ö. 3.yy'da Seleukos Krallığı zamanında çevredeki höyüklerin ve Makedonyalı muhariplerin katılmasıyla kurulmuştur. Ana Tanrıça'ya izafeten "Ana Tanrıça Kenti" anlamındaki Metropolis adı verilmiştir. Smiyrna - Efes yolu üzerindedir. Hellenistik dönemde altın çağını yaşamış, Roma döneminde İmparator Augustus onuruna sunaklar dikilmiş, Bizans döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. 7-8 yıldır sürdürülen kazılarla kentin kuruluş tarihçesine ilişkin önemli bulgular elde edilmiş, Bizans ve helenistik yapı kalıntılarının altında Geometrik ve Arkaik Çağ'a ait malzeme ile birlikte, M.Ö. 3 bine, yani Erken Bronz Çağı'na kadar inen, tarih öncesine ait seramik kap parçaları, taş baltalar ve obsidyen parçaları bulunmuştur.  
   Kale surları halen ayaktadır. Akropolda Ares Tapınağı, yamaçlarda stoa ve tiyatro gibi anıtsal kamu yapıları vardır. Tiyatrosunun sahne binası, orkestra döşemesi ve oturma sıralarının bazı bölümleri ile soylu koltukları ve sunaklar, yapılan  kazılarla ortaya çıkarılmıştır. Stoa da kazılarla ortaya çıkarılmış ve M.Ö. 3. yy'ın ilk yarısında ve hayırseverlerin yardımlarıyla inşa edildiği anlaşılmıştır. Akropol'deki surlar yaklaşık 16 binmetrekrelik alanı çevirmekte ve Helenistik mimarinin en başarılı örneği olarak kabul edilmektedir. Tarım, hayvancılık ve mermerciliğin yanısıra, ortaya çıkarılan cam atölyesi ile burada üretilen cam eşya parçaları, sanayiinin de geliştiğini gösteriyor.  
    Metropolis'in çevresi de Helinistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait antik yapılarla doludur. Buraları, Araplıtepe, Tepeköy, Sinektepe, ve Aslanlar Höyükleridir.Kazılarda da bu dönemlere ait çok sayıda seramik, küpe, sikke, bronz eser, cam, toprak ve seramik eşya bulunmuştur. Kente adını veren Ana Tanrıça'ya ait kült mağarası üzerine yapılan araştırmalar ve Metropolis'teki kazı çalışmaları halen devam etmektedir. Mağarada elde edilen buluntular ve fal listeleri, Ana Tanrıça mağarasının 'bilicilikte' kullanıldığını ortaya koymaktadır.


PİTANE - ÇANDARLI

Ege yöresinin en eski yerleşimlerinden biridir. 
Bir Hitit yerleşimi olduğu tahmin edilmektedir. M.Ö. 2000 yıllarına kadar tarihlenen buluntular ele geçirilmiştir. Buluntular arasında Truva-Yortan uygarlık dönemlerine ait seramik eserler önemlidir. İon ve doğu stili vazolar, heykeller ve ilk çağa ait taş baltalar ile keramik parçaları bulunmuştur. Çok az kalıntı günümüze ulaşmıştır. 13 - 14. YY'da Cenevizlilerden kalan kale restore edilerek korunmuştur.


LARİSSA - MENEMEN

Larissa'nınz Cilalı Taş Devri'nden kaldığı sanılmaktadır. Menemen'in Buruncuk Köyü bitişiğinde bulunan Larissa'nın, M.Ö. 7. YY'a ait ve 12 İon kentinden biri olduğu tahmin edilmektedir. Lydia ve Pers dönemlerini yaşayan kent, "Peleponnes Savaşları" sırasında tümüyle yıkılmış, daha sonra yeniden inşa edilen kent, Galatlar tarafından yağmalanmıştır. 1902'den beri sürdürülen kazılarda surlarla çevrili Yunan öncesinden kalma kent kalıntısı ortaya çıkarılmıştır. M.Ö. 700 yıllarından kalma Akropolis'ten günümüze yalnıca kent surları gelebilmiştir. M.Ö. 6. YY'dan kalma dinsel yapıların tümü ortaya çıkarılmıştır. Bulunan 3 saray kalıntısında ise doğu etkinliği belirgindir. Kazılar sırasında ortaya çıkarılan toprak yapıtların bir bölümü "Stockholm Müzesi"ne götürülmüştür. Arkaik dönem buluntular İzmir Müzesi'nde, bir kısım pişmiş toprak ve keramik buluntular ise İstanbul Arkeoloji Müzesi'ndedir.


PHOKAİA (FOÇA)

Homeros destanında adı geçen mitolojik bir kenttir. 12 İon kenti arasında denizcilikte gelişmiş bir liman kenti olan Phokaia'nin sembolleri "Horoz" ve "Fok Balığı"dır. Yunanistan'daki Dor istilasından kaçarak Ege sahillerine gelen İonların kurduğu önemli merkez, liman ve deniz gücüne sahip bir kenttir. Korsika, Alain, Pastum yanındaki Velia, Marsilya ve İspanya kıyılarında koloniler kurmuştur. M.Ö. 546 yıllarında Pers egemenliğine, Büyük İskender zamanında da Levkos'ların topraklarına katılmıştır.
12. ve 13. yy'larda Cenevizliler'in eline geçmiştir. 1455 yılında Fatih Sultan Mehmet zamanında Osmanlı egemenliğine girmiştir.
Foça'nın görülmeye değer yer ve eserli, Homeros destanında da yer alan; günümüzde de Fok balıklarının barındıkları Siren Kayalıkları, Roma İmparatoru Michel Peleok tarafından 1275 yılında Cenevizlilere verilen ve onlar tarafından onarılan Beş Kapılar Kalesi, 1678 yılında boğaz kesen olarak inşa edilen Dış Kale, Foça'ya 10 kilometre uzaklıktaki Taş Ev. Candede Tepesi'nin eteğindeki kaya mezar tipinde olan Şeytan Hamamı (Loutros) 1455 yılında ilçenin fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan klasik Osmanlı mimarisi tarzındaki Fatih Camii ve Kayalar Camii'dir.Foça, tarihi doğal ve kentsel sitin bir arada olduğu ender yerleşim birimlerimizden biridir. Bu nedenle de Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiştir.


BERGAMA

İzmir'in 100 km kuzeyinde, antik dönemdeki ismi "Pergomon"dan gelen Bergama Bakırçay Havzası'nda yer alır. Tarih öncesi  ve  İon, Roma ve Bizans uygarlıklarının yerleşim yeri olmuştur. Bergama'nın güneybatısında Antik Dönemin önemli sağlık merkezlerinden Asklepion, ilk yerleşim alanı olan 300 m. yüksekliğinde dik bir tepe üzerinde kurulan Akropol ve M.S. 2. yüzyıla tarihlenen Serapis Tapınağı (Kızıl Avlu) önemli yapılardandır. 
Zeus Sunağı 1897 yılında Almanya'ya kaçırılmıştır.

Bergama, M.Ö.7. a tarilenen sur duvarlarıyla Pers, Büyük İskender, Frigya, Trakya Krallığı, Selevkos Krallığı, Roma ve Bizans dönemlerini görmüştür. 1302 yılında Bizans hakimiyeti ortadan kalkan şehirde Karesioğulları Beyliği idareyi ele almış, 1341 yılından hemen sonra ise Bergama Osmanlılar tarafından alınmıştır.


EFES - SELÇUK

Selçuk'un 3 kilometre güneyinde, Panayır ve Bülbül Dağı yamaçları Ayasuluk Tepesi mevkiinde kurulu Efes, 12 İon kenti içinde günümüze kalan en önemli antik kenttir. Smyrna gibi M.Ö. 3000 yıllarında kurulan Efes, dönemin en önemli liman    kentleri arasındaki yerini uzun süre korumuştur. Doristilası üzerine Ege kıyılarına gelen İon'lar Efes'e yerleşmiş, daha sonra Lidya egemenliği döneminde şehirlerini geliştirmişlerdir. M.S. 1.yüzyıl'da meydana gelen depremle büyük hasar gören Efes, İmparator Tiberius zamanında yeniden imar edilirken, Hellenistik yapı yerine tüm kent Roma karakteri yapılarla dolmuştur. Siyasi ve ticari önemi büyük bir kent olan Efes, Meryem Ana'nın gelmesi ve St. Jean'ın burada yaması nedeniyle de bir dini merkez haline gelmiştir.
Tarih boyunca birçok uygarlığa evsahipliği yapan Selçuk'ta İon, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı dönemlerine ait çok sayıda yapı varlıklarını günümüzde de sürdürmektedir. Hrıstiyan dünyasının kutsal hac yeri Meryem Ana Evi ziyarete açıktır.


ERYTHRAİ (ÇEŞME)

Çeşme'nin 15 kilometre kuzeyinde Ildır Köyü'nde bulunan Eriythrai (Ildır), 12 kentten oluşan İon birliği kentlerinden biridir. MÖ. 6.yy'da oldukça önemli bir yerleşim merkezi durumunda olan Erythrai'nin Mısır, Kıbrıs ve batı ülkeleri ile ilişkiler kurduğu ve ticaretini geliştirdiği bilinmektedir. Şehrin ortasındaki yüksek tepede bugün kalıntıları görülen bir Akropol bulunur. Burada yapılan kazılarda Athena Pallas Tapınağı'na adak olarak sunulmuş heykelcikler de bulunmuştur. Buluntular içinde en önemlisi Arkaik devrinden kalma bir kadın heykelidir ve halen İzmir Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. Kenti karadan çeviren surlar iyi korunmuştur. İon, Hellen ve Roma dönemine ait kalıntılar olan Erythrai'de Devlet Agorası ve kutsal alan Herakleion henüz kazılmamıştır.  


CLAROS

Kesin kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte M.Ö. 7-6. YY'larda Kolophon kenti tarafından baş tanrı Apollo adına tapınak alanı olarak inşa edildiği sanılmaktadır. Dor üslubu ile yapılmış olan Apollo Tapınağı, gizli güçlere sahip kahinleri ile dünyaca ünlü idi. İon, Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntılar vardır. Claros, bağımsız bir kent olmamış, Kolophon'a bağlı olarak gelişmiştir. MÖ. 2. YY'da yapıldığı sanılan Popylea'da, Apollo Tapınağı'na giden iki taraflı sütunlar ve heykellerle dolu kutsal bir yol bulunur. Propylea'da, kahine danışmaya gidenlerin yazdıkları kitabeler bulunmuştur.
Cella'nın üstündeki Apolla heykeli 7.5 metre yüksekliğindedir. Tapınağın önünde 2.5 metre mesafede anıtsal bir altar bulunmaktadır. Kazı çalışmaları süren ören yeri ziyarete açıktır.


MYRİNA - ALİAĞA

Aliağa'nın batısında Kocaçay ağzındadır. Aiol kentlerinden biridir. Hellen ve roma dönemi kalıntıları bulunmuştur. 5000'e yakın mezar açılmış, 1881'de ilk Nekropol'de ele geçen toprak heykelcikler (Myrina Fifürenleri) önemli buluntulardır. 


TEMNOS - NEONNİKOS - NİONİTHON

Görece Köyü yakınlarındadır. 12 Aiol kentinden biridir. M.Ö. YY'ın yarısında Lisimaches ya da Philaires başkanlığında Bergama ile bir anlaşma yaptı. 1. Attalos zamanında Bergama Krallığı'na katıldı. Roma İmparatoru Tiberus devrinde Temnos, büyük bir deprem geçirdi. M.S. 17.YY'da Temnos sikkeleri İmparator Gallienus çağına kadar basılmıştır. Sikkelerin basılmasına karşın kent önemini yitirmiştir. Bu tarihten itibaren şehrin adına rastlanmamıştır. Kentin en önemli kutsal alanı Pinseos 2 tarafından yakılıp yıkılan Apollon, Kynnessa'ta ait Temonos idi.  


NYMPHAİON (KEMALPAŞA)

Yerleşim tarihi İ.Ö. 1300'lere uzanan kentin Bizans döneminden kalan kale ve saray kalıntıları ayaktadır. Kent girişinde saray kalıntısı (Kız Kulesi) ve kent kapısı bulunmaktadır. 

Yönetici:
Ekleme: Perşembe, Kasım 04, 2010
Kategoriler:
Görüntüleme: kez
Merhaba! Bloguma Hoş Geldiniz:
İzmirin Reklamsız Tek Blog Sitesi
Facebook Adresimize Ziyaretlerinizi Bekliyorum
Facebook Sayfamızı Beğen 'meyi Unutumayın.

Hiç yorum yok

Sorularınızı İletişim formundan iletebilirsiniz.

Tam35 blog izmir © 2009 - 2017